Ana Sayfa Hikayeler ve Anılar  İNADIM İNAT. 

 İNADIM İNAT. 

62
0

 İNADIM İNAT.

Orta okul üçüncü sınıfta okuyorduk dersimiz matematikti. Matematik dersinin olduğu günler tüm sınıfın karnına bir ağrı girer ve stres tavana vururdu. Sınıftan çık çıkmazdı. Bırakın çıt çıkmasını sınıfın içinde cirit atan sineklerin vızıltısı o kadar net duyulurdu. Öğretmenimiz Orhan Dur her zamanki gibi sert edasıyla sınıfa girdi. Evet dedimi hepimiz ayağa kalkar ve otururduk. İşte o ciddi tavrıyla başladı dersi anlatmaya. Konumuz neydi tam hatırlamıyorum. Konuyu anlattı tahtaya bir şeyler yazdı çizdi ve sonunda her zamanki gibi o can alıcı soruyu sordu. Evet anlayan varmı? Şöyle bir sınıfı süzdü kimseden parmak kalkmıyordu. Ancak sadece ben parmak kaldırmıştım. Gel bakalım yap dedi. bende tahtaya çıktım ve yaptım. Anlamayan arkadaşlarıma elindeki dut ağacından yapılmış değnekle öyle bir sıra dayağı çekti ki sormayın. Konuya kaldığı yerden devam ediyordu. Sonunda yine aynı soru ve aynı sessizlik. Bu sefer sınıfa ikinci bir sıra dayağı çekeceğini bildiğimden bu sefer bende parmak kaldırmadım. Ben dahil hepimize o ünlü değneğiyle dayak attı. Birden hocanın aklına bir fikir gelmişti. Çıkın bakim hepiniz dışarıya. Çıkmıştık ancak dışarıda öyle bir kar varki sormayın. Hepimiz gocuklarımızı alıyorduk ki, “-bırakın onları öylece çıkın “dedi. hepimiz çıktık ve beş dakika durduk. Durduk amma soğuktan çenemiz titriyordu. Bizi içeri çağırdı. Sınıfa girdik sobada öyle bir yanıyordu ki içerisi iyi sıcaktı. “- aklınız başınıza geldimi?” Diye sordu. Bizden yine ses yok. Başladı kaldığı yerden anlatmaya yine aynı soru ve yine aynı sessizlik. “-Çıkın lan dışarı ben çağırana kadar da gelmeyin ” dedi. bi çare dışarı çıktık ve bir süre sonra yine çağırdı. Tabi biz gir çık yaptığımızdan bir soğuk, bir sıcak bizi çarpmıştı. Konuya kaldığı yerden tekrar devam etti. “-anlayan var mı? ” Tabiî ki yoktu. Bu sefer elindeki o kırılmaz değnekle öyle hırslı vuruyordu ki sınıfı iyice dalamıştı. Biz sürekli hava sirkilasyonuna uğradığımızdan ellerimiz buz gibi olmuştu. O değneğin darbesiyle hepimizi eli fos diye anında kabarmıştı. Derken ders bitmişti tabi bizim bir matematik maceramızda orada bitmişti. Ertesi gün sınıf arkadaşlarım – sende hep inadın yüzünden dayak yedin. Biz zaten anlamıyoruz bari sen dayak yemesiydin dediler. Amma arkadaşlarım dayak yerken ben kendimden utanıyordum. Canı sağ olası Orhan hocam. Onun sayesinde hepimiz matematik profesörü olmuştuk. (Derleyen  Serpil AYGÜL)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here